• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://plus.google.com/https://www.google.com.tr//posts
  • https://twitter.com/

faik akçay

faik akçay
faikakcay@ldh.org.tr
Maraş Kıyımının tanıkları tarihe ışık tutuyor
24/02/2015

Maraş Kıyımının tanıkları tarihe ışık tutuyor

                                                                                    FAİK AKÇAY

                                                                                 faikakcay3@hotmail.com

 

Araştırmacı, yazar Aziz Tunç,  Maraş Kıyımı (Tarihsel Arka Planı ve Anatomisi) yapıtından sonra, Beni Sen Öldür, Maraş/78 çalışmasıyla karşımıza çıktı. Aziz Tunç gibi biri çıkıp bu olayı araştırmasa, Maraş’ta yaşanan kıyımı gerçek boyutlarıyla öğrenemezdik. Bu iki yapıtta, Maraş Kıyımı tüm yönleriyle tarihin sayfalarına geçmiş bulunmaktadır.

Aziz Tunç, Maraş Kıyımı’nda acı çeken insanların acılarını, kendilerinden, adları, resimleriyle birinci el kaynaklardan dinleyerek, bu topraklarda yaşayanları, insanlıkla yüz yüze getiriyor.

Aziz Tunç arkadaşımızın Maraş Kıyımıyla ilgili çalışmalarından önce bu konuda çok şey yazıldı. Azizi Tunç’un çalışmaları, bu konuda daha önce yazılanların ne denli yanıltıcı, çarpıtılmış olduğunu ortaya koymaktadır.

Aziz Tunç Maraş Kıyımını tarihin karanlık sayfalarından kopararak insanlığın gündemine taşıyan özgün, emek ürünü bir çalışma yapmıştır.

“Çalışma kapsamında 11 il, 12 ilçe ve çok sayıda köy gezilmiş, katliamın acısını en derin haliyle yaşamış olan 340 insanla görüşme, bunlardan 64 insanla kameralı çekim yapılmıştır.” (1)

Azizi Tunç yoğun emek ürünü olan çalışmasıyla, anlatımı güç olan acıları yaşayan insanları, adları, resimleri, olayın yaşandığı yerler, olayın nasıl yaşandığı gibi durumları belirterek açık, seçik önümüze koymaktadır.

Maraş katliamını bin, bilemediniz 2 bin kişi yapmıştır. Yurttaşlarını 2 bin acımasız saldırganın elinden kurtaramayan ya da kurtarmak istemeyen bir ordu, polis, bu ülkeyi düşman saldırısından nasıl koruyacaktır?

Hiç kimse geldiği soyu, inandığı dini seçerek bu dünyaya gözlerini açmamıştır. Anne, babamız, içinde bulunduğumuz toplum, bu toplumun değer yargıları büyük ölçüde kendi seçimimiz değildir.

Bir insan, nasıl olur da kendisi gibi bir insan olan,  16 yaşındaki gencecik bir insanın ağzına kurşun sıkabilir? Gencecik bir kızın memelerini kesebilir? Dedesi yaşında insanların ağzına silah dayayabilir? Bir genç kızın memelerinin kesilmesi, 128 yaşında yaşlı bir insanın öldürülmesi, ölenlerin cenazelerinin camiye alınmaması, yaralıların hastanelere sokulmaması, ölüme terk edilmesi, hangi insanlık değerleriyle örtüşebilir?

Bir annenin gözleri önünde yavrusunu öldürmenin acısını taşıyabilecek yürekler, insana özgü değerlerin kıyısından, köşesinden geçemeyecek ölçüde kirlenmişlerdir. Nefret, kin, öfke kusulan ortamları hazırlayanların içine düştükleri acınası durumu, yaşamlarını, geçimlerini bu olumsuz değerlere bağlayarak insanlıktan uzaklaşanların  dışında hiçbir insan onaylayamaz.

Kendisine sıkılan mermilerin nedeni niçin sıkıldığını bilmeyen çocukların acımasızca öldürülmelerinin hiç bir haklı gerekçesi olamaz.

Sorun bu canavarları üreten toplumsal yapı, gelenek, göreneklerin kurtulması, ortadan kaldırılması yerine, belli çıkar çevrelerince beslenmelerinden kaynaklanmaktadır kanısındayız.

Bu acımasızlık, insanların doğalarının ürünü olmasa gerektir.  Aile yapısı, içinde büyümekte oldukları toplumun yapısı,  yüklenen değer yargıları, insanları bu canavarlıklara iten temel etkenler olsa gerektir. Bir dine inananların, başka bir dine inananlara, bir ırktan olanların başka bir ırktan olanlara nefretle, kinle saldırmaları, kendilerine benimsetilen değerlerin ürünü olduğu düşüncesindeyiz.

Benzeri bir çok olayda olduğu gibi, Maraş kıyımında da, insanlara acımasızca  saldırıların çoğunluğunun, savundukları din, geldikleri soyun üstünlüğü, yüklendikleri değer yargılarıyla ilgili konularında bir tek önemli yapıt okumadıkları, bu konuları yeterince düşünmedikleri kanısındayız.

Maraş, Sivas, Çorum kıyımları gibi dönüm noktaları, Türkiye’nin gerçek tarihini yazabilmek içim önemli köşe taşlarıdır.

Maraş kıyımında ölüm kusan saldırganlar kapıya dayandığında Ümmühan Duman, “Bunlar bizi sağ bırakmayacaklar, bize ölümden beter kötülükler yapacaklar.  Çocuklarıma yapacakları kötülüklere dayanamam. Onlara bu fırsatı verme, beni sen öldür(2) diye yalvarmış eşine. Bir insanın bu ruhsal yıkıma uğratılmasını açıklayacak sözcükler bulmak güçtür.

Bir kadın yıllarca bir yastığa baş koyduğu, çocuklarının babası olan eşine nasıl “Beni sen öldür” diyebilir? Maraş kıyımı sırasında, bu duygular içinde çırpınan Ümmühan Doğan, kocasına, “Onların (saldırganların) eline bırakma, beni sen öldür” demiştir.

“Beni Sen Öldür” Maraş/ 78”, sözlü tarih, sivil tarih yazımına güzel bir örnektir.

Acılar yüreklere sinince kolayca silinememektedir. Çok titiz bir araştırmaya karşın, Maraş Kıyımının yine de aydınlatılamayan yanların olduğu anlaşılmaktadır.

Yaşanmış acı olayları ortaya çıkarılarak, kamuoyumuzla, tüm insanlıkla paylaşılması çok önemli bir hizmettir. Aziz Tunç bu çabasından dolayı kutlanmayı fazlasıyla hak etmiş bulunmaktadır.

Maraş kıyımı, mezhep, ırk savaşı gibi çağımızın algılarına göre oldukça çağdışı içerikli bir kıyımdır. Türk, Kürt Alevi insanların yaşadığı yerlerde, toplumsal duyarlılığı yüksek kutsallar üzerinden yürütülmüş bir sonuçtur. Olayın en yoğun olarak yaşandığı yer olan Yörükselim Mahallesi’dir.  Burası Osmanlı döneminde bir Ermeni yerleşim birimidir. Adından da anlaşılacağı gibi, Yörüklerin, Kürt Alevilerin yerleştiği bir yöredir.

Tarihimizde yaşanan bu acı olaylarla yüzleşemezsek, geleceğimizi sağlıklı temellere oturtamayız. Bu yapıtlar geçmişin acı olaylarını gün yüzüne çıkarırken, bir yandan da geleceğimize ışık tutmaktadır.

Maraş Kıyımı’nın suçu üzerlerine atılan kesimden birileri çıkarak,  Aziz Tunç’un bu özgün çalışması karşısına, “Bu olay bizim üzerimize yıkıldı, ancak bunu biz yapmadık. Bizden birileri bilmeyerek ya da yanlış yönlendirmeler sonunda bu olaya katılmışsa, olayın yaşanmasında maşa olarak kullanılmışsa, bu insanlar da, şu acıları çektiler” diyerek, kıyıma katılanların yaşadıklarını belgeleyerek, gerçek suçluların ortaya çıkmasına yardımcı olacak çalışmalar yapmak durumundadırlar.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1, 2 - Tunç, Aziz, Beni Sen Öldür, Maraş/78, 2. Basım, Fırat Yayınları, İstanbul, Ocak 2015, s. 76 (Uyarı: Yapıtın 3. Basımı da yapıldı).

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1346 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Polis Devleti değil Küresel Hukuk Devleti - 06/05/2014
Dünyayı tanımak zorundayız - 14/04/2014

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Üyelik Girişi
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82963.8450
Euro4.52844.5466
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 1°
Saat